'Bir şehri besleyen kültür ve sanat bizde çok büyük bir eksiklikti'

Medyatava ÖzelAkra Otel'in Genel Müdürü Gökhan Polat, Sayım Çınar'a konuştu...

'Bir şehri besleyen kültür ve sanat bizde çok büyük bir eksiklikti'

Sayım Çınar, Genel Müdür Gökhan Polat’la Antalya Akra Otelleri’nde gerçekleşen Müzik, Spor ve Meze Festivali hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

 

 

 

 

 

 

SAYIM ÇINAR

sayimcinar@gmail.com

 

Akra’nın birçok yerde otelleri var. Şehirde caz var felsefesiyle başlayan Akra Caz Festivali’nden biraz bahsedebilir misiniz?

Barut Otel grubu 1971’de başladı. En eski otellerden birisi. Sadece otel işletmeciliği yapıyoruz. On iki otelimiz var. Akra Barut dememizin sebebi kurumsal kimlik değişimi sebebiyle oldu. Akra Otelleri diyoruz. Bütün otellerimiz Antalya’da. Fethiye’de de bir tane var ama yoğun olarak bu bölgede. Yönetim kurulu Antalya’ya iz bırakacak, memnun edecek bir misyon edinmek istedi. Bu şehirde büyüdük, bu şehirde çalışıyoruz. Minnet borcumuzu ödemek istiyoruz diyerek ortaya çıktı. Nüfusun ihtiyaçları belirlendi. Biz aslında üç başlıkla topladık. Gastronomi, müzik ve spor. Gastronomi alanını geçen sene başlattık. Meze Festivali’ni bu otelde gerçekleştirdik. Dört ülkeden 25 restoran katıldı. 24 metrelik masa yapıp 75 mezeyi sunduk. Meze paylaştık, meze konuştuk. Konuklar aşçılardan meze tariflerini bile alabildiler. Bu sene ikincisini 12-13 Ekim 2018’de Akra Otel’de yine gerçekleştireceğiz. Sporla ilgili 21-25 Şubat tarihleri arasında uluslararası bisiklet turu yaptık. Küçük çaplı olsun istemedik. 2.2 kategorisinde başladık. 20 ülkeden 25 takım toplamda 175 profesyonel yarışçı geldi. Yollar kapatıldı, şehirdeki yerel yöneticiler ve halk bize destek verdi. Canlı yayın arabaları geldi. Bizler dört gün boyunca denizi ve bikinili turistleri değil Antalya’nın dağlarını ve yollarını izlettik. Bisiklet yarışının en güzel tarafı bu oldu. Görüntülerde ormanlar, köyler, çiftçiler vardı…

Bir şehri besleyen kültür ve sanat bizde çok büyük bir eksiklikti.

Müzik, Akra Caz Festivali. Katılımın çok yoğun olduğu bir etkinlikti. Bir şehri besleyen kültür ve sanat bizde çok büyük bir eksiklikti. Şehir müziği kazandı. Festival çok sıkı başladı. Çıtayı yükseltti. Festivale gelirken hem destek vermiş insanları gördük hem de çok özendiklerini. O motivasyonu görmek harikaydı. Üçüncü günün sonunda memnuniyet yüzde yüzdü.

Ülkemizin bulunduğu atmosfere rağmen gerek siyaset gerek farklı şeyler, yine de kendimi müziğe bırakabildim. Sadece kendimi düşündüğüm bir festivaldi bu. İnsan karanlık bir şey düşünemiyor burada.

Bir misafirimiz geldiğinde müzik dinlemeye götürecek yer olmuyordu. Bu anlamda da çok iyi oldu. İnsanlar otelin otoparkına girerken bile farklı bir yere geliyor gibiydiler. Artık burayı Antalyalılar bir otel olarak görmüyorlar. Bunu görmek de çok keyifli bir şey.

Siz çok uzun zamandır turizm sektöründe yer alan bir yöneticisiniz. Bu yıl Türkiye’de turizm biraz daha iyi görünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Birtakım veriler var. Kaç uçak geldi, kaç kişi vardı gibi. Şehir otelciliği çok zor iş. Resort oteller de çok zor ama şehir otelciliği başka. Bir şehir otelinin her türlü segmentasyona hitap edebiliyor olması gerekiyor. Şehir otelciliği denince hemen oda kahvaltı gelir akla. Yarım pansiyonda bile opsiyonlarım var. Misafirimiz nasıl istiyorsa öyle. Yüzde 34’lerdeyiz. Bu çok büyük bir sayı. Her türden misafirimiz var. 54 – 55 ülkeden misafir ağırlıyoruz.

Ben bir gezgin olarak sadece Amsterdam, Berlin değil bu ülkenin de milletler açısından tercih edilmesine çok seviniyorum.

Evet, kesinlikle. Son yıllarda çok konuşulan bir konu var. Dijitalleşme. Dijitalleşmede de öncesinde yapmanız gereken bir şeyler var. Ürününüze inanmak ve güvenmek zorundasınız. Uzun soluklu düşünmek zorundasınız. Örneğin şu an önümüzdeki sene 19-29 Haziran 2. Uluslararası Antalya Caz Festivali’ni planladık. Şimdiden etkinliklerde anons ettiriyoruz.

“Okuduklarımdan dolayı geldim, çok popülerdi ondan geldim, puanı çok yüksekti ondan geldim.”

Şimdi aklıma geldi. Almanya’da Bach Günleri var. Ben katılıyorum. Çok güzel oluyor. Benim Navigasyonum var. Ve bana hatırlatıyor. Bach Günleri yaklaştı, gelecek misiniz diye. Siz de böyle bir şey yapabilirsiniz.

Evet, çok iyi fikirmiş. Gayet güzel fikir. Burada birtakım gereklilikler var. Misafir memnuniyeti çok klişe gibi görünse de hâlâ güncel olmak zorunda. Bunu sağlamadan hiçbir şeye sahip olamayız. Sound’u Suat Ateşdağlı yapıyor. Koku’da; Armani’yi, Burbery’yi, Ralph Lauren’i yapan kişiyle çalışıyoruz. Misafirlerimizle daha otele gelmeden iletişime geçiyoruz. İşte bahsetmek istediğim şey hizmette en iyi olmak. 471 odamız var 450 personelimiz var. Bu oranı Avrupa’da çok lüks otellerde bulabilirsiniz. Misafir yorumlarıyla ilgili Web’de çok fazla yorum var. Bu durum bizi hem popülerleştirdi hem de doluluğumuzu artırdı. Yorumlarda şunu görüyorum: “Okuduklarımdan dolayı geldim, çok popülerdi ondan geldim, puanı çok yüksekti ondan geldim.” Bu da bize misafir getiriyor. Bu şekilde de katlana katlana bu hale geldik. Otel doluluğumuz şu an yüzde doksan sekiz! Logomuzla, ismimizle Akra olarak yerleştik artık… 

Sayfa Derleme Süresi: 0.0958 saniye